16 Eylül 2011 Cuma

Azı gitti, çoğu hâlâ duruyor!

Okulun ikinci haftasını da bitirdik bugün. Dersler yığınla birikti, sınav yaklaşıyor. Çalışmak gerek artık düzgünce. Herkesin daha çok sevdiğini söylemesine rağmen, ben bu yılki derslere henüz adapte olamadım ya da sevemiyorum onlar gibi. Umuyorum adapte olamamışımdır, çünkü önümde uzun yıllar var ve muhtemelen mezun olduktan sonra da bu tür şeylerle uğraşacağım. Sevmeden yapılmaz bu meslek, o yüzden sevmek şart. Adapte olabilmek için elimden geleni yapacağım ama.
Adaptasyon sürecimi etkileyen olaylar da yaşamıyor değilim. Sanırım psikolojik olarak yardım almam lazım, çünkü başka insanların baktığı gibi sakince bakamıyorum bazı olaylara. Hemen panik olup, tüm dünyam yıkılmış hissine kapılıyorum. Her sorunun bir çözümü olduğunu öğrendiğimi sanırdım ama bu konuda problemlerim olduğu ortada. Bu problemlerin üstesinden geldiğimde daha mutlu ve huzurlu olacağıma inanıyorum. Şimdi bir adım daha atıp bir danışman ile görüşmeye başlamalıyım sanırım. Ama hocalarımdan birini ziyaret etsem kabul ederler mi beni, yoksa özel bir yere mi gitmeliyim bilemiyorum? Özel bir kliniğe gidecek param olmadığından ötürü şu sıralarda, daha önce okuldaki hocalarımıza giden arkadaşlarıma bir danışmalıyım bunu.
Bunların dışında yarın çok sevdiğim arkadaşlarımdan biri gelecek inşallah, beni ziyarete. İlk yatılı misafirim olacağı için (ailem dışında) biraz heyecanlıyım. :)

Şimdilik yazacaklarım bunlar, ders çalışma zamanı geldi de geçiyor bile.

Me-Şe

10 Eylül 2011 Cumartesi

Okul

Okulun ilk haftasına başladık ve oldukça yoğun bir hafta geçirdim. Dersler yığınla birikiyor adeta, çalışmaya başlamazsam asla yetişmeyecek gibi duruyor. Üçüncü sınıfın dersleri daha anlaşılır geldi ama kendimi daha sorumlu hissetmeye başlıyorum. Artık gerçekten bir şeyler öğrenmeliyim doktor olabilmek için. Sınav bazlı çalışma ve derse girme dönemim bitti artık, dersleri hekimlik hayatımda kullanacağım bilgileri öğrenmek amacıyla çalışmaya başladım. Umarım başarılı olurum, sona daha çok var gibi dursa da iki yıl o kadar hızla geçip gitti ki birden kendimi beşinci sınıfın ilk gününde falan bulursam hiç şaşırmayacağım.

Havalar güzel gidiyor, hatta benim için bile fazla güzel. :) Azıcık serinlese fena olmayacak gibi duruyor ama tabi İzmir'de ilkbahar ve sonbahar gibi mevsimler olmadığı için birden 15 derece birden düşer sıcaklık. O yüzden şikayet etmemek lazım.

2 Eylül 2011 Cuma

Mevlana ve Hacı Bektaş Veli

Adamın biri kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergâhlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektaş Veli'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve aynı durumu Mevlana'ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar.
Mevlana şöyle der:
-Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.
Adam üşenmez, kalkar Hacı Bektaş Veli'ye, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli'ye sorar. Hacı Bektaş Veli Hazretleri şöyle der:
-Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.

1 Eylül 2011 Perşembe

Yapılacaklar Listesi

Geçen gün okuduğum bir dergide 41 maddeden oluşan bir yazı gördüm. İçlerinden bazılarını çok beğenip, işaretledim. Mutlaka aklımızda bulunması gereken, günlük hayatımızda da çok işimize yarayacağını düşündüğüm maddeler bunlar. Burada da sizlerle paylaşmak istedim, bu beğendiğim maddeleri. :)

*Ne istediğiniz kadar ne istemediğinizi de bilin. Bu, karar verme aşamasında daha belirleyici bir kriterdir.

*Burnunuzun dikine gitmeyin. İnat, kimi zaman engelsiz bir yolda bile önünüze engebeler çıkarabilir.

*Neyi bildiğiniz kadar neleri bilmediğinizin de farkında olun. Bilmedikleriniz bazen daha sadık bir yol göstericidir.

*Bir insanı değerlendirirken onun hakkında diğerlerinin ne söylediğinden çok, onun diğerleri hakkında neler söylediğine bakın.

*Ne zaman konuşmanız, ne zaman sessiz kalmanız gerektiğini, bunların hangisinin ne zaman etkili olduğunu bilin.

*Ağzınızdan çıkanlara dikkat edin, geriye dönüşü olmayan sözler etmekten sakının.

*Sır vermekte cömert davranmayın. Her zaman kendinize sakladığınız bir sırrınız olsun.

*Öfkeli zamanlarınızda karar almaktan ve uygulamaya koymaktan kaçının.

*Doğru şartların oluşmasını beklemek yerine doğru şartları yaratın.

*Evet derken de hayır derken de iyi düşünün.

*Haksızlığa tepki göstermekten çekinmeyin. Unutmayın ki, bugün başkasının kapısını çalan adaletsiz bir el yarın sizinkine dayanabilir.

*Başarısızlığınızın bahanelerini değil sebeplerini bulun. Bahaneler başarısızlığı haklı çıkarmaktan ve sizi çaresiz bırakmaktan başka bir işe yaramaz.

Bu maddeleri ve daha bir çoğunu hayatımızda uygulayıp, daha iyi bir dünya oluşturmamızı diliyorum.

Mert