Ayçiçeği güneşe aşık olunca, gülmekten kırılmış bütün bitkiler. "Güneş gökyüzündeki tahtından bir an bile ayrılmaz. Kudretli ve ulaşılmazdır. Sen kim, o kim. Vazgeç bu sevdadan" demişler hep bir ağızdan. Ayçiçeği sesini çıkarmamış. Sevdalı gözleri dikmiş güneşe; bakmış bakmış bakmış.
Uzun müddet hiçbir şeyin farkına varmayan güneş, nihayet bir gün, ayçiçeğinin bakışlarını hissetmiş üzerinde. Önce geçici bir heves sanmış ama zamanla yanıldığını anlamış. Ayçiçeği öyle inatçıymış ki, güneş tahtını nereye taşıdıysa, yılmadan usanmadan o yöne çevirmiş başını.
Derken bir öğleden sonra, artık bu takipten bıkan güneş sapsarı gazabıyla kavurmuş ayçiçeğini. Daha ayçiçeğinin üzerinde simsiyah duman tüterken, insanlar akın etmişler olay mahalline. "Yaşasın!" demiş içlerinden biri. "Şimdi ne güzel çitleriz bu aşkı."
Aynı gece televizyonun karşısında acıklı bir aşk filmine gözyaşı dökerken, çitlemişler ayçekirdeklerini.
*Elif Şafak - Mahrem'den
23 Eylül 2010 Perşembe
Aşk
Aşığının kolları arasında dul kadın, "Aşk dediğin yasak olmalıdır" diye mırıldanmış, "yasak da gözden ırak olmalı."
Oysa delikanlı dul kadınla seviştiğini herkesin görmesini istiyormuş. Büyüdüğünü başkalarına ispatlamalıymış. Bu yüzden pencereleri hep açık tutuyormuş. Ama sokaktan kimse geçmiyormuş.
Derken bir gün, delikanlı evde dolaşırken her zaman kilitli duran, bir kez olsun elini sürmediği kapıyı açmış. "Aman Tanrım!" diye haykırmış. "Bu yüzden mi kilitledin herkesi bu odaya? Bizi kimse görmesin diye mi yaptın bunu?" Soru cevabını bekleyedursun, dul kadın, evin kapısını toy delikanlının üzerine kilitleyip gitmiş.
Dul kadın yolda bir tırtıla rastlamış. "Gizli aşığım olur musun?" demiş ona. "Gizlenmeye ne gerek var ki?" demiş tırtıl. "Bana olan aşkını herkes görsün isterim. O zaman çirkinliğim azalır." Dul kadın, bir müddet, tırtılın yaprakları kemirişini seyretmiş. Sonra da koskoca dünyayı, çirkin tırtılın üzerine kilitlemiş.
Kainatı bulmuş karşısında ve ona da aynı soruyu sormuş. Yaşlı kainat, "Bana olan aşkını herkes görsün isterim" demiş. "O zaman genç görünürüm." Dul kadın omuzlarını silkmiş. Kocaman bir anahtar demeti varmış nasıl olsa cebinde. Yaşlı kainatı kendi üzerine kilitlemiş.
Yoluna devam etmek için adımını attığında boşluğa düşmüş. Düşerken yeni bir anahtar çıkarmış cebinden ama ortada kilit görememiş. "Aptal mısın? Boşlukta kilit ne gezer? Burada boşluktan başka bir şey bulamazsın." diye homurdanmış boşluk. Dul kadın hayran hayran bakmış boşluğa. "Öyleyse seninle kalayım, ne olur. Aradığım sensin!"
"Katiyen olmaz" demiş boşluk. "Sen benimle kalırsan, boşluğumu doldurursun, o zaman da ben ben olamam."
Ardından, "Hadi şimdi geri dön" demiş boşluk, az önceki kabalığını affettirmek istercesine tatlı bir sesle. "Dön ve bütün kapıları aç. Bırak çıksınlar. Onlara ihtiyacın var."
Dul kadın boşluğun sözünü dinleyip kilitlediği bütün kapıları açmış. Esaretlerinin sona erdiğini gören tutsaklar itişe kakışa çıkmışlar dışarı; özgürlükten sersemlemiş bir halde oraya buraya koşuştururken birbirlerini yaralamışlar. Şaşkın ve kızgınmış dul kadın. "Sanki şimdi daha mı iyi oldu?" diye söylenmiş. Bu arbedeyi daha fazla görmemek için kendini evine kilitlemiş. Ve bundan sonra aşkı kendine yasaklamış.
*Elif Şafak - Mahrem'den
Oysa delikanlı dul kadınla seviştiğini herkesin görmesini istiyormuş. Büyüdüğünü başkalarına ispatlamalıymış. Bu yüzden pencereleri hep açık tutuyormuş. Ama sokaktan kimse geçmiyormuş.
Derken bir gün, delikanlı evde dolaşırken her zaman kilitli duran, bir kez olsun elini sürmediği kapıyı açmış. "Aman Tanrım!" diye haykırmış. "Bu yüzden mi kilitledin herkesi bu odaya? Bizi kimse görmesin diye mi yaptın bunu?" Soru cevabını bekleyedursun, dul kadın, evin kapısını toy delikanlının üzerine kilitleyip gitmiş.
Dul kadın yolda bir tırtıla rastlamış. "Gizli aşığım olur musun?" demiş ona. "Gizlenmeye ne gerek var ki?" demiş tırtıl. "Bana olan aşkını herkes görsün isterim. O zaman çirkinliğim azalır." Dul kadın, bir müddet, tırtılın yaprakları kemirişini seyretmiş. Sonra da koskoca dünyayı, çirkin tırtılın üzerine kilitlemiş.
Kainatı bulmuş karşısında ve ona da aynı soruyu sormuş. Yaşlı kainat, "Bana olan aşkını herkes görsün isterim" demiş. "O zaman genç görünürüm." Dul kadın omuzlarını silkmiş. Kocaman bir anahtar demeti varmış nasıl olsa cebinde. Yaşlı kainatı kendi üzerine kilitlemiş.
Yoluna devam etmek için adımını attığında boşluğa düşmüş. Düşerken yeni bir anahtar çıkarmış cebinden ama ortada kilit görememiş. "Aptal mısın? Boşlukta kilit ne gezer? Burada boşluktan başka bir şey bulamazsın." diye homurdanmış boşluk. Dul kadın hayran hayran bakmış boşluğa. "Öyleyse seninle kalayım, ne olur. Aradığım sensin!"
"Katiyen olmaz" demiş boşluk. "Sen benimle kalırsan, boşluğumu doldurursun, o zaman da ben ben olamam."
Ardından, "Hadi şimdi geri dön" demiş boşluk, az önceki kabalığını affettirmek istercesine tatlı bir sesle. "Dön ve bütün kapıları aç. Bırak çıksınlar. Onlara ihtiyacın var."
Dul kadın boşluğun sözünü dinleyip kilitlediği bütün kapıları açmış. Esaretlerinin sona erdiğini gören tutsaklar itişe kakışa çıkmışlar dışarı; özgürlükten sersemlemiş bir halde oraya buraya koşuştururken birbirlerini yaralamışlar. Şaşkın ve kızgınmış dul kadın. "Sanki şimdi daha mı iyi oldu?" diye söylenmiş. Bu arbedeyi daha fazla görmemek için kendini evine kilitlemiş. Ve bundan sonra aşkı kendine yasaklamış.
*Elif Şafak - Mahrem'den
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)